YAYIN YOLUYLA KİŞİLİK HAKKINA SALDIRI HALİNDE SEÇİMLİK YETKİ
Yargıtay
4.
Hukuk Dairesi
Esas
: 2000/3661
Karar
: 2000/4128
Tarih
: 27.04.2000
Özet:
Davacı
karşılık davalı Ferruh Tankuş vekili Avukatlar Nizamettin Bulut ve M.Nuri
Alpaydın tarafından, davalı karşı davacı Erol Çakır aleyhine 15/12/1999
gününde, davalı karşılık davacı Erol Çakır vekili Avukat Mehmet Bayraktar
tarafından davacı karşılık davalı Ferruh Tankuş aleyhine 12/1/2000 gününde
verilen dilekçelerle basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı
karşılıklı manevi tazmiat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama
sonunda; mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair
verilen 24/2/1999 günlü kararın YARGITAY'ca incelenmesi davacı-karşılık davalı
vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar
verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya
içerisindeki kağıtlar incelenerek GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.
Dava,
basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat İSTEMİNE
İLİŞKİNDİR. Davacı, İstanbul Valisi olan davalının Sabah, Akşam, Güneş,
Hürriyet, Radikal, Yeni Yüzyıl Gazetelerinde yayımlanan açıklamalarıyla kişilik
haklarına saldırı teşkil eden beyanlarda bulunduğunu ileri sürerek manevi tazminat
İSTEMİNDE BULUNMUŞTUR. Davalı süresi içerisinde yetki itirazında bulunarak,
açıklamanın İstanbul'da yapıldığını tarafların o tarihteki ikametgâhları
İstanbul'da olduğundan İstanbul Mahkemelerinin yetkili OLDUĞUNU BELİRTMİŞTİR.
Ayrıca açtığı karşılık davada, davacının yaptığı açıklamalardan dolayı
kendisinin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia ederek manevi
TAZMİNAT İSTEMİŞTİR. YEREL MAHKEMECE, davalı-karşılık davacının ikametgâhının
İstanbul'da olması ve davanın gerçek kişi hakkında aşılmış olması nedeniyle
mahkemenin yetkisizliğine, istek halinde dosyanın yetkili İstanbul Asliye Hukuk
Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karar davacı karşılık davalı
tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR.
Dava, yapılan açıklamanın basında
yayımlanmış olması nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu İDDİASINA
DAYANMAKTADIR. Açıklamanın İstanbul'da yapıldığı ve basında yayımlandığı
konusunda taraflar arasında bir UYUŞMAZLIK BULUNMAMAKTADIR. Uyuşmazlık, böyle
bir durumda yetkili mahkemenin belirlenmesi NOKTASINDA TOPLANMAKTADIR. Hukuk
Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 9 uncu maddesinde, her dava, açıldığı tarihte
davalının Türk Medeni Yasası gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde
görülür denilerek genel yetki kuralı belirtilmiş aynı yasanın 21 inci maddesi
ile de haksız eylemden doğan davaların haksız eylemin meydana geldiği yer
mahkemesinde açılabileceği belirtilerek ayrıksı DURUM GÖSTERİLMİŞTİR. Diğer
taraftan, Medeni Yasa'nın 3444 Sayılı Yasayla değişik 24/A maddesinin 4 üncü
fıkrasında, kişilik hakları saldırıya uğrayan kişinin kendi ikametgâhının
bulunduğu yer mahkemesinde de dava AÇABİLECEĞİ DÜZENLENMİŞTİR. Medeni Yasa'nın
24/A maddesinin 4 üncü fıkrasıyla getirilen bu yetki kuralı kişilik haklarına
yapılan tüm saldırı hallerinde uygulanması gereken genel bir HUKUK NORMUDUR.
Basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine
ilişkin davalar, davacının ya da davalının o tarihteki ikametgâhının bulunduğu
yer mahkemesinde açılabileceği gibi dağıtılmış olması koşulu ile mevkutenin
dağıtıldığı, okunduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Böyle bir durumda,
davacıya dava açacağı yeri seçme konusunda seçimlik hak tanındığı KABUL
EDİLMELİDİR. Davacı bu seçimlik hakkını kullanarak davayı Ankara'da açtığına
göre yerel mahkemenin bu konudaki nitelemesi doğru olmadığından işin esası
incelenerek varılacak sonuca göre bir karar VERİLMEK GEREKİR. Somut olaya uygun
düşmeyen yazılı gerekçeyle, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin
reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden kararın BOZULMASI
GEREKMİŞTİR.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin
alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/4/2000 tarihinde OYBİRLİĞİYLE
KARAR VERİLDİ.
Yorumlar
Yorum Gönder