TESCİLLİ MARKANIN KULLANILMASI SUÇ TEŞKİL ETMEZ
Yargıtay
7.
Ceza Dairesi
Esas
: 2012/302 Karar : 2012/780 Tarih : 31.01.2012
* EŞYA MÜSADERESİ
Özet:
(5237 s. TCK m. 54)
YEREL
MAHKEMECE verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi
ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına GEREĞİ
GÖRÜŞÜLDÜ;
5252
sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçici l
inci maddesi ve buna bağlı olarak 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5 inci
maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi sonucu ve aynı Kanunun 2 inci
maddesi hükmü karşısında dava konusu eylemin atılı suç oluşturup
oluşturmayacağı hususunun DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR.
Bu
bağlamda sanığa atılı tescilli marka hakkına tecavüz eylemleri ve bu fiilleri
işleyenlere uygulanacak yaptırımIarı düzenleyen mevzuat tarihsel olarak
incelendiğinde;
11
Mayıs 1888 tarihli Alameti Farika Nizamnamesi ile bu konuda hükümler
getirildiği, 03.03.1965 tarihli 551 Sayılı Markalar Kanunuyla yeni bir düzenleme
yapıldığı ve Kanunun 54 üncü maddesiyle Alameti Farika Nizamnamesi ile ek ve
değişikliklerinin yürürlükten kaldırıldığı, 24.06.1995 tarihinde yürürlüğe
giren ve tescilli markalarla ilgili cezai koruma hükümleri getiren 556 Sayılı
Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 4128 Sayılı Kanunla
değişen 82 inci maddesiyle 551 Sayılı Markalar Kanunun yürürlükten KALDIRILDIĞI
GÖRÜLMEKTEDİR.
Tescilli
markaların cezai korunması konusunda ülke mevzuatımızIa ilgili olarak yapılan
hukuki değişikliklere işaret edildikten sonra somut olay değerlendirildiğinde:
Sanık
hakkında 556 sayılı KHK.nın 61/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu
DAVA AÇILMIŞTIR. Bu maddenin atıf yaptığı 61 inci maddede ise kararname
hükmüyle suç TANIMLARI DÜZENLENMİŞTİR. 5252 Sayılı Yasanın geçici 1 inci
maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci
Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli
değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.",
5237 sayılı TCK' nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1 inci maddesinde
"Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren
kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı Kanunun genel hükümleri
arasında bulunan 2 inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça
suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri
uygulanmaz ... " hükümleri YER ALMAKTADIR.
Olayımızda
sanığa atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5 inci maddede
sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar KAPSAMINDA
BULUNMAKTADIR. O halde atılı eylem, TCK' nın 2 inci maddesi hükmü KAPSAMINDA
DEĞERLENDİRİLMELİDİR. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme
TCK'nın 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine UYGUN BULUNMAMAKTADIR.
Nitekim Anayasa Mahkemesi 03.01.2008 gün ve 2005/15 E, 2008/2 K sayılı iptal
kararı gerekçesinde Kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, Kanun Hükmünde
Kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini AÇIKÇA VURGULAMIŞTIR.
Bu
durum karşısında, 5252 Sayılı Kanunun geçici birinci maddesi ile TCK'nın 2 inci
maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesi birlikte
değerlendirildiğinde; 556 Sayılı KHK'nın suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle
zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının)
KABULÜ GEREKMEKTEDİR. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 556 Sayılı KHK
hükümleri kapsamında SUÇ OLUŞTURMAYACAKTIR.
Öte
yandan 556 Sayılı K.H.K ya göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanunu'nda
düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu
noktada ayrıca DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Buna göre, 1474 üncü maddesi
gereğince 01.01.1957 tarihinde yürürlüğe giren 6762 Sayılı TTK'nın 57 inci
maddesinin 5 inci fıkrasında; başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan,
işaret gibi tanıtma vasıtaları haklarına tecavüzün yanında, tescilli ve
tescilsiz ayırımı yapmadan marka hakkına tecavüz de haksız rekabet suçu olarak
tanımlanmış ve cezası 64 üncü MADDEDE BELİRTİLMİŞTİR. Bu Kanunun yürürlük
tarihinden sonra 3 Mart 1965 tarihinde yürürlüğe giren 551 Sayılı Markalar
Kanunu'nun 47 inci maddesinde de tescil edilmiş marka hakkına tecavüz halleri
ayrı ayrı tanımlanmış ve yaptırımı da 51 ve 52 inci MADDELERDE BELİRTİLMİŞTİR.
Her iki düzenlemede de tescilli marka kullanma haklarına tecavüz halleri
belirlenmekte ve YAPTIRIMA BAĞLANMAKTADIR. Bu nedenle gerek Türk Ticaret Kanunu
ve gerekse 551 Sayılı Markalar Kanunundaki düzenlemeyle korunan ortak değer, marka kullanma hakkından DOĞAN HAKLARDIR. Marka
hakkına tecavüz fıillerinin unsurları her iki düzenlemede de aynıdır ve iki
yasa birlikte uygulanamayacağından tam olarak oluşan yasa çatışması kuralları
uyarınca sonradan yürürlüğe giren, tescilli markalara hukuki ve cezayi koruma
getiren 551 Sayılı Kanundaki düzenleme TTK'nın 57/5 fıkra hükmünü tescilli
markalarla sınırlı olmak üzere örtülü olarak YÜRÜRLÜKTEN KALDIRMIŞTIR. Bu kanun
da (551 s. kanun) 556 Sayılı KHK'nın değişik 82 nci maddesiyle yürürlükten
kaldırılmış bulunduğundan ve yürürlükten kalkan eski düzenlemeler
canlanamayacağından sanığa atılı eylem haksız rekabet suçunu DA
OLUŞTURMAMAKTADIR.
El
konulan dava konusu eşyanın müsaderesi ya da iadesi konusunun
değerlendirilmesine gelince: Yukarıda açıklandığı şekilde atılı eylem 01.01.2009
tarihinden itibaren suç olmaktan, aynı tarih itibariyle bu tür eylemler
nedeniyle el konulan eşyalar da suç konusu eşya OLMAKTAN ÇIKMIŞTIR. İnceleme
tarihi itibariyle söz konusu eşyaların bulundurulmasını bizatihi suç sayan
herhangi bir yasa hükmü DE BULUNMAMAKTADIR. Bu nedenle dava konusu eşyanın da
iadesine karar VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR.
Açıklanan
bu gerekçelerle, sanığın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden mahkumiyet
hükmünün BOZULMASINA, 5237 sayılı TCK.nun 7/1 inci maddesi ve 5320 sayılı Yasanın
8 inci maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322 nci
maddesi uyarınca suç oluşturmayan atılı fiilden sanığın BERAATİNE, el konulan
eşyanın sanığa İADESİNE, 31.01.2012 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ.
Yorumlar
Yorum Gönder